Esenler Medipol Hastanesi kimin ?

Cambalkonustasi

Mod
Global Mod
Esenler Medipol Hastanesi Kimin? Bir Hastanenin Sahipliğinden Sağlıkta Sınıf, Cinsiyet ve Eşitsizlik Tartışmasına

Bir hastanenin “kimin?” olduğunu sormak ilk bakışta yalnızca ticari bir merak gibi görünebilir. Oysa sağlık kurumlarının kime ait olduğu; sermayenin, kamusal gücün, eğitim kurumlarının ve sağlık hizmetlerinin nasıl örgütlendiğiyle doğrudan bağlantılı daha büyük bir tartışmanın kapısını açıyor. Özellikle İstanbul gibi gelir, eğitim, göç ve yaşam koşulları açısından son derece farklı grupların bir arada yaşadığı bir kentte, özel bir hastanenin yalnızca doktorlardan ve tıbbi cihazlardan ibaret olmadığını düşünüyorum.

Bu nedenle Esenler Medipol Hastanesi hakkında “kimin?” sorusunu cevaplarken yalnızca bir isim vermek yerine, bu kurumun hangi yapı içinde bulunduğunu ve sağlık hizmetlerine erişimin toplumsal cinsiyet, sınıf ve etnik köken gibi faktörlerle nasıl kesişebileceğini konuşmak daha anlamlı.

Öncelikle somut bilgiyi netleştirelim: Resmî adı Medipol Esenler Üniversite Hastanesi olan kurum, İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak faaliyet gösteriyor ve Esenler Birlik Mahallesi Bahçeler Caddesi No:5 adresinde hizmet veriyor. Hastanenin resmî Medipol Sağlık Grubu bünyesinde yer aldığı görülüyor.

Medipol

+1

Medipol yapısının tarihsel kuruluşunda ise Dr. Fahrettin Koca önemli bir isim. İstanbul Medipol Üniversitesi'nin kendi kurumsal kaynaklarında üniversitenin, bugün Türkiye Eğitim, Sağlık ve Araştırma Vakfı (TESA) olarak adlandırılan vakıf tarafından kurulduğu ve vakfın kurucusunun Fahrettin Koca olduğu açıkça belirtiliyor. YÖK'e sunulan kurumsal belgelerde de Koca, Medipol Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve vakfın kurucusu olarak tanımlanmış.

Medipol Üniversitesi

+1

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: “Fahrettin Koca kurucudur” demek ile “Esenler Hastanesi'nin güncel hukuki mülkiyeti şahsen Fahrettin Koca'ya aittir” demek aynı şey değildir. Güncel hastane yapılanmasının Medipol Sağlık Grubu ve üniversitenin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri üzerinden yürüdüğünü söylemek daha doğru ve kaynaklarla daha uyumludur. Bu nedenle internette rastlanan basitleştirilmiş “hastane doğrudan X kişinin” ifadelerine temkinli yaklaşmak gerekir.

Medipol

+1

Peki Bir Hastanenin Sahibi Neden Toplumsal Bir Konudur?

Sağlık hizmetini yalnızca “doktor-hasta ilişkisi” üzerinden düşündüğümüzde önemli bir şeyi kaçırıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre sağlık sonuçlarını belirleyen unsurlar arasında yalnızca biyoloji ve sağlık hizmetleri değil; gelir, eğitim, barınma, çalışma koşulları, sosyal koruma, toplumsal normlar ve insanların güç ve kaynaklara erişimi de bulunuyor. WHO, bu faktörleri “sağlığın sosyal belirleyicileri” olarak ele alıyor.

Dünya Sağlık Örgütü

+1

Başka bir ifadeyle, aynı hastaneye giden iki kişinin sağlık deneyimi aynı olmak zorunda değil.

Bir kişinin özel hastaneye rahatlıkla ödeme yapabilmesi, işinden izin alabilmesi, ulaşım masrafını karşılayabilmesi ve doktorun önerdiği ileri tetkikleri yaptırabilmesi; başka bir kişinin ise muayene ücretini bile düşünmek zorunda kalması sağlık deneyimini baştan farklılaştırıyor.

Burada sınıf meselesi devreye giriyor.

“Sağlık hizmeti var mı?” sorusu kadar “Kim bu hizmetten ne ölçüde yararlanabiliyor?” sorusunu da sormamız gerekiyor.

Sınıf: Aynı Hastane, Farklı Sağlık Deneyimleri

Özel hastane kavramı Türkiye'de otomatik olarak yalnızca zenginlere hizmet veren bir kurum anlamına gelmiyor. Sigorta, tamamlayıcı sağlık sigortası, SGK anlaşmaları, özel ödemeler ve farklı hizmet modelleri erişimi değiştirebiliyor.

Ancak ekonomik farklılıkların sağlık üzerindeki etkisi bundan daha geniş.

WHO'nun 2025 tarihli sosyal belirleyiciler raporu, gelir ve eğitim düzeyindeki farklılıkların sağlık sonuçlarında ciddi eşitsizliklerle ilişkili olduğunu vurguluyor. Sağlıkta sosyal gradyan olarak adlandırılan bu olguda ekonomik ve sosyal konum yükseldikçe sağlık göstergeleri genel olarak iyileşiyor.

Dünya Sağlık Örgütü

+1

Örneğin düşük gelirli bir kadın için “doktora gitmek” yalnızca muayene ücretinden ibaret olmayabilir. Çocuğuna bakacak birinin bulunması, işe gitmemesi halinde gelir kaybı yaşaması, hastaneye ulaşım süresi ve tetkiklerin maliyeti de kararını etkileyebilir.

Dolayısıyla sağlıkta eşitsizlik bazen hastane kapısında başlamaz. Hastaneye ulaşmaya karar verme aşamasında başlar.

Kadınların Deneyimi: Bireysel Tercihten Daha Fazlası

Kadınların sağlık deneyimlerini tartışırken “kadınlar böyledir” gibi genellemelerden özellikle kaçınmak gerekiyor. Her kadının sınıfsal konumu, eğitimi, aile yapısı, yaşadığı bölge, çalışma koşulları ve sağlık geçmişi farklı.

Fakat toplumsal yapıların kadınların sağlık kararlarını etkileyebildiğine dair güçlü bir araştırma zemini bulunuyor.

WHO, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadınların sağlık bilgisine ve hizmetlerine erişimini etkileyebildiğini; hareket özgürlüğü, ekonomik kaynaklara erişim, karar verme gücü ve sağlık çalışanlarının tutumlarının bu süreçte rol oynayabildiğini belirtiyor.

Dünya Sağlık Örgütü

+1

Örneğin bir kadın kendi sağlık problemi için doktora gitmek istediğinde ailesinden veya eşinden izin almak zorunda kalıyorsa mesele artık yalnızca “sağlık hizmeti mevcut mu?” değildir. Burada aile içindeki güç dağılımı da sağlık hizmetine erişimin bir parçası haline gelir.

Dahası, kadınların bakım emeğini üstlenme ihtimali de sağlık davranışlarını etkileyebilir. Çocukların, yaşlıların veya hasta aile üyelerinin bakımını üstlenen bir kadın kendi sağlık kontrolünü sürekli erteleyebilir.

Bu durum “kadınlar kendi sağlıklarını ihmal ediyor” şeklinde yorumlanırsa yapısal sorun bireyin karakterine yüklenmiş olur.

Bence daha doğru soru şudur:

Bir insan kendi sağlığı için zaman ayıramıyorsa, o zamanın neden olmadığını sorgulamak gerekmez mi?

Erkekler İçin Çözüm Odaklı Yaklaşım Ne Anlama Gelebilir?

Erkeklerin sağlık deneyimlerinden söz ederken de aynı dikkat gerekiyor. Erkeklerin tamamının sağlık hizmetlerinden uzak durduğunu veya “duygularını bastırdığını” söylemek doğru olmaz.

Bununla birlikte bazı erkeklik normlarının sağlık davranışlarını etkileyebildiğine ilişkin önemli bir tartışma var. “Güçlü erkek doktora gitmez”, “ağrıya dayanmak gerekir” veya “psikolojik destek almak zayıflıktır” gibi kültürel mesajlar bazı erkeklerin sağlık sorunlarını daha uzun süre gizlemesine neden olabilir.

Bu noktada çözüm odaklı yaklaşım yalnızca “erkekler doktora gitsin” demekle sınırlı kalmamalı.

İşyerlerinde sağlık kontrollerinin kolaylaştırılması, ruh sağlığı hizmetlerinin damgalanmadan sunulması, babaların çocuk bakımında daha fazla sorumluluk üstlenmesinin normalleştirilmesi ve erkeklerin sağlık kararlarına ilişkin bilgiye daha kolay ulaşması gibi adımlar düşünülebilir.
 
Üst