Charles Dickens’in Kaç Kitabı Var? Sayıdan Daha Fazlasını Anlatan Bir Edebiyat Mirası
Charles Dickens’in Kaç Kitabı Var? Önce “Kitap”tan Ne Anladığımızı Netleştirmek Gerekir
Charles Dickens’ın adını ilk duyduğumda zihnimde doğrudan Oliver Twist, David Copperfield ve Noel deyince akla gelen A Christmas Carol canlanıyordu. Fakat Dickens üzerine biraz daha dikkatli okumaya başladığımda, “Dickens’ın kaç kitabı var?” sorusunun ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık olduğunu fark ettim. Çünkü Dickens yalnızca roman yazan bir yazar değildi. Kısa öyküler, Noel kitapları, seyahat yazıları, denemeler, gazetecilik metinleri, çocuklar için tarih anlatıları ve başka yazarlarla ortaklaşa kaleme aldığı çalışmalar da bıraktı.
Bu nedenle internette Dickens’ın eser sayısıyla ilgili farklı rakamlarla karşılaşmak şaşırtıcı değil. Bazı kaynaklar 15 büyük romanından söz ederken, Dickens Fellowship onun yaşamı boyunca 14 romanı tamamladığını, 15. romanı The Mystery of Edwin Drood’un ise yarım kaldığını belirtiyor. Ayrıca beş Noel kitabı ve çok sayıda kısa kurgu eseri bulunuyor.
Dolayısıyla “Charles Dickens’ın 15 kitabı vardır” demek eksik; “14 kitabı vardır” demek de hangi tür eserlerden söz ettiğimize bağlı olarak yanıltıcı olur. Daha doğru ifade şu: Dickens’ın 15 büyük romanı vardır; bunların 14’ü tamamlanmış, biri ise ölümünde yarım kalmıştır. Bunun yanında çok sayıda kısa kurgu, Noel kitabı, deneme, gezi yazısı ve başka türde eseri vardır.
15 Büyük Romanı Hangileri?
Dickens’ın romanlarını kronolojik olarak düşündüğümüzde edebiyat kariyerinin nasıl değiştiğini de görmek mümkün.
1. The Pickwick Papers (1836–1837)
İlk büyük romanı olan eser, Dickens’ın mizah ve gözlem gücünü ortaya koydu.
2. Oliver Twist (1837–1839)
Yetimhane, yoksulluk, suç ve çocukların maruz kaldığı kötü muamele üzerinden Viktorya toplumuna eleştiri yöneltir.
3. Nicholas Nickleby (1838–1839)
Aile, eğitim, yoksulluk ve istismar konularını işler.
4. The Old Curiosity Shop (1840–1841)
Little Nell karakteri üzerinden duygusal anlatımı öne çıkar.
5. Barnaby Rudge (1841)
Tarihsel olaylara yönelen ilk önemli Dickens romanlarından biridir.
6. Martin Chuzzlewit (1843–1844)
Bencillik, ikiyüzlülük ve toplumsal çıkar ilişkileri üzerine yoğunlaşır.
7. Dombey and Son (1846–1848)
Ticaret, aile, para ve insan ilişkilerinin metalaşması üzerinde durur.
8. David Copperfield (1849–1850)
Çocukluktan yetişkinliğe uzanan gelişim öyküsüdür ve Dickens’ın yaşamından izler taşıdığı kabul edilir.
9. Bleak House (1852–1853)
Hukuk sistemi, bürokrasi ve toplumsal eşitsizlik romanın merkezindedir.
10. Hard Times (1854)
Sanayileşme, eğitim ve yalnızca fayda-maliyet mantığıyla hareket eden toplumsal düzeni eleştirir.
11. Little Dorrit (1855–1857)
Borç, bürokrasi, sınıf ve kurumsal güç ilişkileri üzerinden ilerler.
12. A Tale of Two Cities (1859)
Fransız Devrimi döneminde fedakârlık, toplumsal çatışma ve siyasal şiddet temalarını işler.
13. Great Expectations (1860–1861)
Sınıf atlama arzusu, kimlik, suçluluk ve ahlaki dönüşüm üzerine kuruludur.
14. Our Mutual Friend (1864–1865)
Para, miras, sosyal sınıf ve insan ilişkilerinin çıkarlarla biçimlenmesini inceler.
15. The Mystery of Edwin Drood (1870)
Dickens’ın son romanıdır ancak 1870’teki ölümü nedeniyle tamamlanamamıştır. Dickens Fellowship de bu eserin planlanan bölümlerinin tamamlanamadığını özellikle belirtir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Dickens’ın bazı eserleri “roman” kategorisine sokulurken A Christmas Carol gibi çalışmalar novella, yani kısa roman/uzun öykü kategorisinde değerlendirilir. Bu nedenle bir kaynakta “15 roman”, başka bir yerde “çok daha fazla kitap” ifadesini görmek bir çelişki olmak zorunda değildir.
A Christmas Carol Neden Sayıyı Daha da Karıştırıyor?
Bence Dickens’ın eser sayısıyla ilgili en yaygın karışıklığın nedenlerinden biri A Christmas Carol. Çünkü bu eser Dickens’ın en tanınmış kitaplarından biri olmasına rağmen teknik olarak 15 büyük roman listesine dahil edilmez.
Dickens, 1840’larda toplam beş Noel kitabı yazdı: A Christmas Carol (1843), The Chimes (1844), The Cricket on the Hearth (1845), The Battle of Life (1846) ve The Haunted Man and the Ghost’s Bargain (1848). Victorian Web’in bibliyografik kaydı da bu beş eseri ayrı bir “Christmas Books” grubu olarak listeliyor.
Buradan ilginç bir tartışma çıkıyor: Bir kitabı sadece fiziksel hacmine göre mi sınıflandırmalıyız, yoksa edebî türüne ve yayımlanma biçimine de bakmalı mıyız?
Bence ikinci yaklaşım daha sağlıklı. Çünkü Dickens’ın döneminde eserlerin yayımlanma biçimi bugünkü kitap anlayışından oldukça farklıydı.
Dickens Neden Bu Kadar Çok Eser Yazmış Gibi Görünüyor?
Dickens’ın eserlerini anlamak için 19. yüzyıl yayıncılık sistemini hesaba katmak gerekiyor. Romanlarının büyük bölümü önce dergilerde veya süreli yayınlarda bölüm bölüm yayımlandı, daha sonra kitap haline getirildi. Bibliyografik kaynaklar da The Pickwick Papers, Oliver Twist, Nicholas Nickleby ve diğer birçok romanın önce seri halinde yayımlandığını gösteriyor.
Bu durum günümüzdeki “bir roman = bir kitap” algısını biraz yanıltıyor.
Örneğin bir Dickens romanını okuduğumuzda elimizde birkaç yüz sayfalık tek bir kitap bulunabilir. Oysa ilk okuyucuları aynı hikâyeyi haftalar veya aylar boyunca yayımlanan bölümler halinde takip etmişti. Bu yapı Dickens’ın anlatım biçimini de etkiledi. Bölüm sonlarında merak yaratması, çok sayıda karakter kullanması ve olayları uzun süre devam ettirmesi biraz da bu yayıncılık düzeniyle bağlantılıdır.
Bu açıdan bakıldığında Dickens’ın üretkenliği yalnızca “çok kitap yazdı” şeklinde değerlendirilmemeli. O, aynı zamanda dönemin gazetecilik ve süreli yayın kültürünün içinde çalışan son derece üretken bir yazardı.
Sadece Sayıya Bakmak Dickens’ı Anlamaya Yeter mi?
Burada Dickens’ın güçlü ve zayıf yönlerini birlikte değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Güçlü tarafı çok açık: Dickens, toplumsal sorunları kişisel hikâyeler üzerinden görünür hale getirebildi. Oliver Twist üzerinden çocukların yoksulluk ve istismarla ilişkisini, Bleak House üzerinden hukuk sisteminin insan hayatındaki etkisini, Hard Times üzerinden katı faydacılık ve sanayileşmenin toplumsal sonuçlarını tartışmaya açtı. Dickens Fellowship de Oliver Twist için çocukların gördüğü kötü muamele ve kurumsal yozlaşmanın önemli temalar olduğunu vurguluyor.
Charles Dickens’in Kaç Kitabı Var? Önce “Kitap”tan Ne Anladığımızı Netleştirmek Gerekir
Charles Dickens’ın adını ilk duyduğumda zihnimde doğrudan Oliver Twist, David Copperfield ve Noel deyince akla gelen A Christmas Carol canlanıyordu. Fakat Dickens üzerine biraz daha dikkatli okumaya başladığımda, “Dickens’ın kaç kitabı var?” sorusunun ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık olduğunu fark ettim. Çünkü Dickens yalnızca roman yazan bir yazar değildi. Kısa öyküler, Noel kitapları, seyahat yazıları, denemeler, gazetecilik metinleri, çocuklar için tarih anlatıları ve başka yazarlarla ortaklaşa kaleme aldığı çalışmalar da bıraktı.
Bu nedenle internette Dickens’ın eser sayısıyla ilgili farklı rakamlarla karşılaşmak şaşırtıcı değil. Bazı kaynaklar 15 büyük romanından söz ederken, Dickens Fellowship onun yaşamı boyunca 14 romanı tamamladığını, 15. romanı The Mystery of Edwin Drood’un ise yarım kaldığını belirtiyor. Ayrıca beş Noel kitabı ve çok sayıda kısa kurgu eseri bulunuyor.
Dolayısıyla “Charles Dickens’ın 15 kitabı vardır” demek eksik; “14 kitabı vardır” demek de hangi tür eserlerden söz ettiğimize bağlı olarak yanıltıcı olur. Daha doğru ifade şu: Dickens’ın 15 büyük romanı vardır; bunların 14’ü tamamlanmış, biri ise ölümünde yarım kalmıştır. Bunun yanında çok sayıda kısa kurgu, Noel kitabı, deneme, gezi yazısı ve başka türde eseri vardır.
15 Büyük Romanı Hangileri?
Dickens’ın romanlarını kronolojik olarak düşündüğümüzde edebiyat kariyerinin nasıl değiştiğini de görmek mümkün.
1. The Pickwick Papers (1836–1837)
İlk büyük romanı olan eser, Dickens’ın mizah ve gözlem gücünü ortaya koydu.
2. Oliver Twist (1837–1839)
Yetimhane, yoksulluk, suç ve çocukların maruz kaldığı kötü muamele üzerinden Viktorya toplumuna eleştiri yöneltir.
3. Nicholas Nickleby (1838–1839)
Aile, eğitim, yoksulluk ve istismar konularını işler.
4. The Old Curiosity Shop (1840–1841)
Little Nell karakteri üzerinden duygusal anlatımı öne çıkar.
5. Barnaby Rudge (1841)
Tarihsel olaylara yönelen ilk önemli Dickens romanlarından biridir.
6. Martin Chuzzlewit (1843–1844)
Bencillik, ikiyüzlülük ve toplumsal çıkar ilişkileri üzerine yoğunlaşır.
7. Dombey and Son (1846–1848)
Ticaret, aile, para ve insan ilişkilerinin metalaşması üzerinde durur.
8. David Copperfield (1849–1850)
Çocukluktan yetişkinliğe uzanan gelişim öyküsüdür ve Dickens’ın yaşamından izler taşıdığı kabul edilir.
9. Bleak House (1852–1853)
Hukuk sistemi, bürokrasi ve toplumsal eşitsizlik romanın merkezindedir.
10. Hard Times (1854)
Sanayileşme, eğitim ve yalnızca fayda-maliyet mantığıyla hareket eden toplumsal düzeni eleştirir.
11. Little Dorrit (1855–1857)
Borç, bürokrasi, sınıf ve kurumsal güç ilişkileri üzerinden ilerler.
12. A Tale of Two Cities (1859)
Fransız Devrimi döneminde fedakârlık, toplumsal çatışma ve siyasal şiddet temalarını işler.
13. Great Expectations (1860–1861)
Sınıf atlama arzusu, kimlik, suçluluk ve ahlaki dönüşüm üzerine kuruludur.
14. Our Mutual Friend (1864–1865)
Para, miras, sosyal sınıf ve insan ilişkilerinin çıkarlarla biçimlenmesini inceler.
15. The Mystery of Edwin Drood (1870)
Dickens’ın son romanıdır ancak 1870’teki ölümü nedeniyle tamamlanamamıştır. Dickens Fellowship de bu eserin planlanan bölümlerinin tamamlanamadığını özellikle belirtir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Dickens’ın bazı eserleri “roman” kategorisine sokulurken A Christmas Carol gibi çalışmalar novella, yani kısa roman/uzun öykü kategorisinde değerlendirilir. Bu nedenle bir kaynakta “15 roman”, başka bir yerde “çok daha fazla kitap” ifadesini görmek bir çelişki olmak zorunda değildir.
A Christmas Carol Neden Sayıyı Daha da Karıştırıyor?
Bence Dickens’ın eser sayısıyla ilgili en yaygın karışıklığın nedenlerinden biri A Christmas Carol. Çünkü bu eser Dickens’ın en tanınmış kitaplarından biri olmasına rağmen teknik olarak 15 büyük roman listesine dahil edilmez.
Dickens, 1840’larda toplam beş Noel kitabı yazdı: A Christmas Carol (1843), The Chimes (1844), The Cricket on the Hearth (1845), The Battle of Life (1846) ve The Haunted Man and the Ghost’s Bargain (1848). Victorian Web’in bibliyografik kaydı da bu beş eseri ayrı bir “Christmas Books” grubu olarak listeliyor.
Buradan ilginç bir tartışma çıkıyor: Bir kitabı sadece fiziksel hacmine göre mi sınıflandırmalıyız, yoksa edebî türüne ve yayımlanma biçimine de bakmalı mıyız?
Bence ikinci yaklaşım daha sağlıklı. Çünkü Dickens’ın döneminde eserlerin yayımlanma biçimi bugünkü kitap anlayışından oldukça farklıydı.
Dickens Neden Bu Kadar Çok Eser Yazmış Gibi Görünüyor?
Dickens’ın eserlerini anlamak için 19. yüzyıl yayıncılık sistemini hesaba katmak gerekiyor. Romanlarının büyük bölümü önce dergilerde veya süreli yayınlarda bölüm bölüm yayımlandı, daha sonra kitap haline getirildi. Bibliyografik kaynaklar da The Pickwick Papers, Oliver Twist, Nicholas Nickleby ve diğer birçok romanın önce seri halinde yayımlandığını gösteriyor.
Bu durum günümüzdeki “bir roman = bir kitap” algısını biraz yanıltıyor.
Örneğin bir Dickens romanını okuduğumuzda elimizde birkaç yüz sayfalık tek bir kitap bulunabilir. Oysa ilk okuyucuları aynı hikâyeyi haftalar veya aylar boyunca yayımlanan bölümler halinde takip etmişti. Bu yapı Dickens’ın anlatım biçimini de etkiledi. Bölüm sonlarında merak yaratması, çok sayıda karakter kullanması ve olayları uzun süre devam ettirmesi biraz da bu yayıncılık düzeniyle bağlantılıdır.
Bu açıdan bakıldığında Dickens’ın üretkenliği yalnızca “çok kitap yazdı” şeklinde değerlendirilmemeli. O, aynı zamanda dönemin gazetecilik ve süreli yayın kültürünün içinde çalışan son derece üretken bir yazardı.
Sadece Sayıya Bakmak Dickens’ı Anlamaya Yeter mi?
Burada Dickens’ın güçlü ve zayıf yönlerini birlikte değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Güçlü tarafı çok açık: Dickens, toplumsal sorunları kişisel hikâyeler üzerinden görünür hale getirebildi. Oliver Twist üzerinden çocukların yoksulluk ve istismarla ilişkisini, Bleak House üzerinden hukuk sisteminin insan hayatındaki etkisini, Hard Times üzerinden katı faydacılık ve sanayileşmenin toplumsal sonuçlarını tartışmaya açtı. Dickens Fellowship de Oliver Twist için çocukların gördüğü kötü muamele ve kurumsal yozlaşmanın önemli temalar olduğunu vurguluyor.